Baykuşla serçenin arkadaşlığının imkânı: “Merhaba Canım”

Bursa Özgür Renkler LGBTİ+ Derneği’nden Semih Özkarakaş “Merhaba Canım” söyleşi dizisini KaosGL.org’a anlattı.

İllüstrasyon: Max Dlabick

Bursa Özgür Renkler LGBTİ+ Derneği’nin iki yıldır sürdürdüğü “Merhaba Canım” söyleşilerinin son konuğu olarak 20 Ekim’de Bursa’daydım. Karikatür, toplumsal cinsiyet ve queer mizah üzerine gerçekleştirdiğimiz bu sohbette Semih (Özkarakaş) sordu ben anlattım. Gerçi o kadar çok konuştum ki bir süre sonra durum tersine de dönmedi değil.

“Merhaba Canım” söyleşilerinin ilki Karin Karakaşlı ile yapılmıştı. Bu keyifli sohbete katılma imkânım olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. Karin Karakaşlı çocukluğundan başlamıştı anlatmaya, edebiyat, hayat ve politikaya değine değine sürdürmüştü konuşmasını.

“Merhaba Canım” etkinlikleri bu yıl sürpriz isimlerle devam edecek. “Merhaba Canım” nedir diyenler, etkinliği henüz duymamış olanlar, duymuş ve ‘e daha, daha’ diyenler için Semih’e sorduk: “Nedir bu Merhaba Canım?”

Bu defa da ben sordum Semih anlattı, Arkadaş Zekai Özger’e de bol bol atıfta bulundu.

“Merhaba Canım” nasıl ortaya çıktı?

“Merhaba Canım” söyleşi dizisi bundan 2 yıl önce ortaya çıktı. 2016 yılı hepimiz için çok zor ve bunaltıcı yıldı. Yeni dernek olmuştuk ama ülkenin siyasi gündemi, patlayan bombalar, darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile adım başı yüksek gerilim hattına dönen yaşadığımız coğrafyanın karanlığında kalan azıcık umudumuz ve motivasyonumuzla bir şeyler yapmak istiyorduk.

Bu süre içerisinde ilaç niyetine okuduğum şiirlerden biri olan “Merhaba Canım”ın şu mısralarının bana nefes aldırdığını fark ettim:

“siz inanmayın bir gün değişir elbet

güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü”

Eğer Arkadaş’ın (Zeki Özger) iki mısrası bu kadar huzur verebiliyorsa ‘bu ruhu herkese nasıl hissettirebiliriz’ diye düşündük ve “Merhaba Canım” dedik.

Özetle insanların kimseye tahammülü olmadığı zamanlardayız. Bu durumu değiştirmek için anlatmaya, dinlemeye, anlamaya o kadar çok ihtiyaç duyuyoruz ki ”Merhaba Canım” söyleşisini gerçekleştiriyoruz.

Baykuş, serçe ve biz, hepimiz

Bir şiirin ilhamıyla yola çıktınız yani…

Aslında bütün Arkadaş Zekai Özger şiirlerinden ilham alarak. Arkadaş gibi inanıyoruz, “Hüzün Mevsim”i şiirinde baykuşla serçenin arkadaşlığının imkânı ve umudu için yaşamaya:

“elbet geçer bu hüzün mevsimi

bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün

o gün size sevinci de anlatıcam

bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün

o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım

ve bir gün elbette yıldızları sayacağım

-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum.”

İlk söyleşiyi Karin Karakaşlı ile yaptınız. Nasıldı?

Bu zamana kadar da birlikte “yıldızları saymak” için her alandan farklı kişilerle bir araya geldik. HIV ile yaşayanlarla, trans erkeklerle, instersekslerle, seks işçisi trans kadınlarla, beden normlarına meydan okuyanlarla, körlerle, veganlarla, iş yerinde cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğrayanlarla…

Derken bu söyleşilere yeni kanal açacak durum yaşandı ve Karin Karakaşlı ile umut dolu, hem edebiyat hem de tüm öteki olma haline dair çok güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Merhaba Canım” kitap olacak

Peki, yoluna nasıl devam edecek “Merhaba Canım”?

Şimdi hem sanatı anaakımın tekelinden daha uzaklara taşıyan, ötekilerin sesi, kalemi olan sanatçılarla da bu söyleşiyi gerçekleştiriyoruz.

Ayrıca hak temelli mücadele verenlerle de söyleşileri gerçekleştiriyoruz ve onların umuduna, inançlarına, dertlerine ortak oluyoruz. Bu söyleşi dizisi bu yıl hazirana kadar devam edecek. Sonrasında da bu söyleşiler bir kitap olacak.

Bu arada “Merhaba Canım” dizisi Türkiye Avrupa Birliği Delegasyonunun desteklediği ve STGM Derneğinin yürüttüğü “Birlikte” projesinin desteğiyle gerçekleştiğini de söyleyeyim.